|
|
Alışveriş Merkezleri Kime Yarar, Kime Zarar?
|
|
İstanbul’da Galeria (1987), Atrium (1989), Ankara’da Atakule’nin (1989) açılmasıyla ülkecek modern alışveriş merkezi dünyasına adım attık. Dev alışveriş merkezi, havuzlu alışveriş merkezi, yer altı alışveriş merkezi, evlilik alışveriş merkezi, jeotermal enerjili alışveriş merkezi derken hızımızı da almış değiliz. Önce Avrupa’nın, sonra Dünya’nın ve derken evrenin en büyük alışveriş merkezine sahip olmazsak gözümüz açık gideriz. Bundan böyle, çoluk çocuk alışveriş merkezlerinin kliması olmadan nefes alamayacak, mağazaların vitrinlerine bakmadan kendimizi göremeyeceğiz.
İşin esprisi bir yana, hem vergi hem istihdam bazında kayıt dışılığı azaltan bu alışveriş merkezleri bir yandan da ülke ekonomisini besliyor. İşsizlikten sinirleri bozulmakta olan vatandaşa çalışma alanları açıyor. Bu sayede kişi başına düşen milli geliri artırıyor.
Gönül ister iyi bakalım iyi olsun, yalnız… Yaratılan arz fazlası ve hızlı büyüme gerçekten perakendecilerin büyüme planlarıyla uyumlu gidiyor mu? Esnaf dükkanları, ağır vergi yükü altında kalırken, ayakta duracak gücü bulabiliyor mu? Rekabet koşullarını değiştiren alışveriş merkezleri ufak girişimciliği önlüyor mu? Sorular bitmez ama, bu alışveriş merkezleri bizlere iyilik yapıyor mu?
|
|
|
YAZILAR
|
Tüm Yazılar
|
|
"Esnaf ve sanatkar kepenk kapatıyor"
|
|
Kiralar indi, alışveriş merkezlerini kurtarma planı devreye girdi.
|
|
Alışveriş merkezi projeleri hızla rezidansa çevriliyor
|
|
|
FOTOĞRAFLAR
|
|
|
|
|
|
MESAJLAR
|
Tüm Mesajlar
|
|
Yusuf Güleç
31 Temmuz 2008 - 08:20
|
|
|
Gerçekten suyu çıktı.
Yaptığım iş gereği ve sosyal yaşantımda Alış veriş merkezleri ile birden fazla alanda irtibat kuruyorum. İşin modeli bu olmasa gerek. Gelişmiş ülkelerde AVM'lerin ulaşım sistemi türkiye gibi değil. metro vs. ulaşım daha fazla veya şehir dışına kaydırılıyorlar. İstanbulda ise bir taraftan Sultanahmeti kurtataralım derken diger taraftan şehrin en güzel yerlerini batırıyoruz. Birde emin olunki içeride magaza açanların food dışında hepsi zararda olabilir. kira vs.. karşılayamıyorlar.
|
|
|
Sema Dinç
29 Temmuz 2008 - 20:36
|
|
|
Alışveriş Merkezleri Kanser Gibi
Biraz sert olacak ama alışveriş merkezleri aynen vücuttaki hücreleri yok eden kanser hastalığı gibi. Yeri zamanı gelince çoğalıyor ve yok ediyor. Küçük mahalle bakkalları vardı önce sonra marketler grossmarketler oluştu mahalle bakkalları yok olmaya yüz tuttu.Şimdide alışveriş merkezleri küçük esnafı yok ediyor. Kasıtlımı bilmem ama aynı kanser gibi, vatandaşı önce ucuz alışverişe sonra gereksiz harcamaya itiyor ve maddi gücünü yok ediyor... Bence kredi kartından sonra vatandaş için en tehlikeli adres alışveriş merkezleri . Çünkü evdeki hesap çoğu zaman tutumuyor.Süt almaya gidip gereksiz poşetlerle çıkıyor vatandaş oralardan oysa Bakkal Mehmet efendi sadece sütü veriyordu bunuda düşünmek lazım...
|
|
|
Tuğrul Tekbulut
29 Temmuz 2008 - 20:06
|
|
|
Bilal beye katılıyorum ama...
Doğru, AVM'ler perakende sektöründe yeni ve güzel bir aşama ama. Bunların kurulmasında bazı hatalar var. AVM'ler Amerika'da arabalı hayat üzerine kurulmuştur. Bu nedenle şehir dışlarına ve daha çok Outlet tarzında kurulmuşlardır. AVM'ler kuruldukları yerlerde çok büyük trafik sorunu yaratıyorlar ve ulusal ekonomiye yaptıkları katkıdan daha fazlasını egzos dumanı olarak havaya saçabiliyorlar. Alışveriş merkezlerinin büyük bir kısmı yakında kullanılamaz hale gelebilir. Çünkü yeteri kadar müşteri bulamayabilir. Her şeyin suyunu çıkarıyoruz. Özellikle Istanbul'da da çıktı.
|
|
|
Bilal Ekmekci
25 Temmuz 2008 - 15:01
|
|
|
Ne yapalım o zaman?
Alışveriş merkezlerinin kime yarayıp, kime yaramadığından daha çok, sonunda ne olacağı ve bu konuda kim ne tedbir almalıdır veya hangi fırsatlar değerlendirilmelidir sorularının cevabının önemli olduğunu düşünüyorum.
Alışveriş merkezlerinin perakende piyasasına etkileri, globalleşme süreci içerisinde sürekliliğini koruyacaktır. Globalleşme devam ettiği sürece bu değişimleri önlemek veya hızlandırmak gibi süreci etkileyecek zorlamalar imkan dahilinde değildir. Sonuç, tüketiciye sunulan farklılıkların tüketici tarafından benimsenmesi ile ilgilidir. Şu ana kadar görünen, tüketicinin bu farklılıklara olumlu yaklaştığıdır. Daha ucuz fiat, marka ve ürün çeşitliliği, daha önce görmediği ve yaşamadığı tüketici kolaylıkları bu olumlu düşünüşü devam ettirecektir. Tüketici, Bakkal Mehmet Efendi'nin sıcak selamının, Kasap Recep'in ikram ettiği çayın yerine alışveriş merkezlerinin kendine sağladığı çıkarları tercih etmektedir.
Perakende sektöründeki aktörlerin yapacakları en iyi iş, bu değişimi bizden önce yaşamış ülkelerdeki son durumu gözlemlemektir. Orada Bakkal Mehmet Efendi, Kasap Recep var mı? Varsa nasıl ayakta kalmışlar? Kendilerini yeni ortama nasıl uydurmuşlar? Eğer o ülkelerde Bakkal Mehmet Efendi ile Kasap Recep yoksa, o zaman oturup düşünmeye de ihtiyaç yok. Durumu kabullenip alternatif meslek edinmeye şimdiden başlamaları alacakları en iyi tedbirdir.
|
|
|
Egemen Şen
25 Temmuz 2008 - 09:35
|
|
|
3.taraf
Alışveriş merkezi tartışmalarında sadece esnaf ve alışveriş merkezi olmak üzere iki tarafın görüş ve çıkarları üzerinde duruluyor. Birazda tüketicinin görüşleri ve talepleri gözönünde bulundurulmalı. Madem ki "müşteri daima haklıdır" diyoruz.
|
|
|